Yasin KOÇ
Köşe Yazarı
Yasin KOÇ
 

Trump’ın "Gizli Mesajı": Siyasetten Ticarete PYD Tasfiyesi

Yeni Ortadoğu’nun Mimarı: Suriye’de "Türkiye Yüzyılı" ve Pragmatizmin Zaferi Suriye iç savaşı, on yılı aşkın süredir devam eden küresel bir satranç tahtası olmaktan çıkıp, bölgenin yerel gerçekliklerine ve Ankara’nın stratejik sabrına teslim olmuş durumda. Bugün gelinen noktada, ABD Başkanı Donald Trump’ın şahsına münhasır "iş odaklı" diplomasi dili, Suriye sahasındaki taşları sadece yerinden oynatmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki tartışmasız hegemonyasını da tescilliyor. Trump’ın "Gizli Mesajı": Siyasetten Ticarete PYD Tasfiyesi Trump’ın PYD (YPG/SDG) için sarf ettiği "Onlara çok para ödedik" cümlesi, basit bir mali şikayetten çok daha derin bir jeopolitik değişimin habercisidir. Uluslararası ilişkiler disiplini açısından bu, bir "vekâlet savaşının" (proxy war) son kullanma tarihinin dolduğunu gösterir. Trump’ın bu çıkışının arkasındaki gizli mesaj nettir: "ABD için PYD stratejik bir müttefik değil, faturası kesilmiş bir güvenlik hizmeti sağlayıcısıydı." ABD’nin desteğini çekme eğilimi, Washington’ın artık Suriye’de bir "devletçik" kurma hayalinden vazgeçip, bölgenin gerçek ve kurumsal gücü olan Türkiye ile stratejik bir uyum arayışına girdiğini kanıtlıyor. Trump’ın "Türkiye’nin ordusunu ve güçlü duruşunu seviyorum" vurgusu, bölgedeki terör koridoru projesinin raf ömrünün bittiğinin itirafıdır. Türkiye: Bölgenin Hakim Egemonyası ve "Milli Güç" Doktrini Siyaset bilimi literatüründe "kazanan", sahada sadece tüfeği tutan değil, barışın parametrelerini de belirleyendir. Trump’ın "Suriye'deki savaşı Türkiye kazandı" ifadesi, Türkiye'nin 2016'dan bu yana yürüttüğü sınır ötesi harekatların (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı) yarattığı fiili durumun uluslararası meşruiyet kazanmasıdır. Askeri Caydırıcılık: Trump’ın "Orduları çok güçlü ve yıpranmadı" tespiti, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hem modern teknoloji (SİHA doktrini) hem de operasyonel kabiliyet açısından NATO’nun ve bölgenin en etkin gücü olduğunun altını çiziyor. Barışın İnşası: 2026 itibarıyla Suriye'nin kuzeyinde kurulan güvenli bölgeler, mültecilerin geri dönüşü için sadece birer yerleşim alanı değil; Türkiye'nin bölgedeki siyasi, ekonomik ve idari ağırlığının, yani yumuşak gücünün de merkezidir. Gelecek Vizyonu: Kazanımlar ve Yeni Dengeler Türkiye’nin gelecek vizyonu, artık sadece bir "güvenlik devleti" olmak değil, aynı zamanda bir "istikrar adası" ve bölgesel merkez olmaktır. PYD’nin hem askeri hem de finansal desteğini kaybetmesi, Türkiye’nin güney sınırındaki "terörist ayrılıkçılık" tehdidini minimize ederken, Ankara’ya Şam ile daha güçlü bir pazarlık masası sunmaktadır. Sonuç olarak; Trump’ın Türkiye’ye yönelik övgüleri sadece iki lider arasındaki kişisel kimya ile açıklanamaz. Bu, küresel sistemin, Türkiye'nin Suriye’deki stratejik zaferini ve bölgedeki yeni düzen kurucu rolünü kabul etmesidir. Türkiye, sadece savaşı kazanmamış; aynı zamanda barışın mimarisini, kendi milli menfaatleri doğrultusunda yeniden çizmiştir.
Ekleme Tarihi: 31 Ocak 2026 -Cumartesi

Trump’ın "Gizli Mesajı": Siyasetten Ticarete PYD Tasfiyesi

Yeni Ortadoğu’nun Mimarı: Suriye’de "Türkiye Yüzyılı" ve Pragmatizmin Zaferi

Suriye iç savaşı, on yılı aşkın süredir devam eden küresel bir satranç tahtası olmaktan çıkıp, bölgenin yerel gerçekliklerine ve Ankara’nın stratejik sabrına teslim olmuş durumda. Bugün gelinen noktada, ABD Başkanı Donald Trump’ın şahsına münhasır "iş odaklı" diplomasi dili, Suriye sahasındaki taşları sadece yerinden oynatmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki tartışmasız hegemonyasını da tescilliyor.

Trump’ın "Gizli Mesajı": Siyasetten Ticarete PYD Tasfiyesi

Trump’ın PYD (YPG/SDG) için sarf ettiği "Onlara çok para ödedik" cümlesi, basit bir mali şikayetten çok daha derin bir jeopolitik değişimin habercisidir. Uluslararası ilişkiler disiplini açısından bu, bir "vekâlet savaşının" (proxy war) son kullanma tarihinin dolduğunu gösterir. Trump’ın bu çıkışının arkasındaki gizli mesaj nettir:

"ABD için PYD stratejik bir müttefik değil, faturası kesilmiş bir güvenlik hizmeti sağlayıcısıydı."

ABD’nin desteğini çekme eğilimi, Washington’ın artık Suriye’de bir "devletçik" kurma hayalinden vazgeçip, bölgenin gerçek ve kurumsal gücü olan Türkiye ile stratejik bir uyum arayışına girdiğini kanıtlıyor. Trump’ın "Türkiye’nin ordusunu ve güçlü duruşunu seviyorum" vurgusu, bölgedeki terör koridoru projesinin raf ömrünün bittiğinin itirafıdır.

Türkiye: Bölgenin Hakim Egemonyası ve "Milli Güç" Doktrini

Siyaset bilimi literatüründe "kazanan", sahada sadece tüfeği tutan değil, barışın parametrelerini de belirleyendir. Trump’ın "Suriye'deki savaşı Türkiye kazandı" ifadesi, Türkiye'nin 2016'dan bu yana yürüttüğü sınır ötesi harekatların (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı) yarattığı fiili durumun uluslararası meşruiyet kazanmasıdır.

  • Askeri Caydırıcılık: Trump’ın "Orduları çok güçlü ve yıpranmadı" tespiti, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hem modern teknoloji (SİHA doktrini) hem de operasyonel kabiliyet açısından NATO’nun ve bölgenin en etkin gücü olduğunun altını çiziyor.

  • Barışın İnşası: 2026 itibarıyla Suriye'nin kuzeyinde kurulan güvenli bölgeler, mültecilerin geri dönüşü için sadece birer yerleşim alanı değil; Türkiye'nin bölgedeki siyasi, ekonomik ve idari ağırlığının, yani yumuşak gücünün de merkezidir.

Gelecek Vizyonu: Kazanımlar ve Yeni Dengeler

Türkiye’nin gelecek vizyonu, artık sadece bir "güvenlik devleti" olmak değil, aynı zamanda bir "istikrar adası" ve bölgesel merkez olmaktır. PYD’nin hem askeri hem de finansal desteğini kaybetmesi, Türkiye’nin güney sınırındaki "terörist ayrılıkçılık" tehdidini minimize ederken, Ankara’ya Şam ile daha güçlü bir pazarlık masası sunmaktadır.

Sonuç olarak; Trump’ın Türkiye’ye yönelik övgüleri sadece iki lider arasındaki kişisel kimya ile açıklanamaz. Bu, küresel sistemin, Türkiye'nin Suriye’deki stratejik zaferini ve bölgedeki yeni düzen kurucu rolünü kabul etmesidir. Türkiye, sadece savaşı kazanmamış; aynı zamanda barışın mimarisini, kendi milli menfaatleri doğrultusunda yeniden çizmiştir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yenihaberturkiye.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.